Ben Motorcuysam, Kuryeler Astronot Olmalı
Bu yazı toplamda 1.250 kez, bugün ise 1 kez okunmuştur.
Yıllar önce otomobil deneyen bir tamirci çırağı sıkışık trafikte otobanın göbeğinde beni de denemişti. Kulağımda son ses Teoman ironik bir biçimde “Güzel bir gün ölmek için” diye bağırıyordu.
Teoman nakarattayken benim sol çantanın yanımdan son sürat geçip gittiğini fark ettim önce. Arkadaş sol arkadan çakınca çanta kopmuş ben de sürüklenmeksizin sağ tarafa devrilip kalmıştım. Bir saniye içerisinde değişen bütün moral bozukluğuma rağmen Teoman az öncekinin tam aksine sinir bozucu bir biçimde haykırmaya devam ediyordu.
Ayağımı kurtarıp, ayağa kalkıp, mp3’ü kapatıp ne olduğunu anlamaya çalışana kadar iki motokurye bizim tamirci çırağını hafiften tartaklamaya başlamıştı bile. Nereden geldiler, nereden çıktılar, hangi ara yetiştiler, tamirciye ne zaman sardılar bilmiyorum. Bu sayede o kalabalık içerisinde bana çarpanın kim olduğunu da anlama fırsatım oldu. Bu durumdan çok keyif aldığımı söyleyemem ama trafikte yalnız kalmadığıma da sevinmedim değil hani.
Kulaklığı çıkartıp, Teo’dan kurtulup, eş zaman dilimine geçip, anlık sesleri duymaya başladığımda ilk iş olarak önce bizim yoldaşların elinden almıştım tamirci çırağını.
Diyaloglar mealen şöyleydi:
-Ne çarpıyon lan motora!
-Abi hallederiz, görmedim.
-Neyi halledecen lan parçaladın motoru. (Bu arada bir elde tamircinin tulum askısı silkelemeye devam ederken bana dönüp)
-Var mı bişey abi?
Sonra, iyi olduğuma kanaat getirmelerinin ardından, trafik ekibini bekleme moduna geçen bizi bırakıp, tamirci kardeşe yirmi santim uzaklıktan dik dik bakıp, okkalı birer küfür sallayıp gitmişlerdi; el sallayıp bana.
O güne kadar onları ayrı sınıf bir araç kategorisinde değerlendirirdim hep. Mütevazılık bir kenara, hep acelesi olup bıkmaksızın her saniye, bulduğu her santim aralıktan yol almaya çalışan bu emekçi gruba bir miktar burun kıvırdığımı itiraf etmeliyim. Sonra bir kış günü kar üzerinde naylona sarılı koca bir koliyi kucaklamış bir motorcuyu patinajlar çekip savrularak yokuş çıkmaya çalışırken gördüğümde aradaki sosyal mesafeyi bir daha açmaksızın sempati duymaya başlamıştım. Bu çarkın ne kadar acımasız döndüğünü sekretere verdiğim zarfın Florya’dan Mecidiyeköy’e sadece 3 liraya gittiğini öğrenince daha iyi anladım.
O günden beridir severim; bu yüzü gülmeyen, kısa boylu, durmadan sigara içen, zayıf arkadaşları.
Geçen gün bir plazanın asansöründe karşılaştık yine. Bir elimde kask, soğuktan bezgin görüntüme bir de elimdeki naylon torbayı ekleyince meslektaş oluverdik bu defa.
“Kurumsal hizmetlere mi?” diye sordu. “Yok” dedim. “Haluk beylere çıkıyorum”. “Dördüncü kat abi” dedi tarzımdan şüphelenip kurye olmadığımı anlamak üzere bir edayla. Yıllar öncesine gittim birden. Taksim İlk Yardım Hastanesi’nde gece muhabiri olarak sefil bir görevi büyük bir aşkla yerine getirdiğim heyecanımı ve o yokluklar içerisindeki mutluluğumu hatırladım.
Büyük şehirde hele İstanbul’da motora biniyorsanız hiç yalnızlık hissetmeyin. Lastiğiniz patladığında, benzininiz bittiğinde, düştüğünüzde ya da trafikte taciz edildiğinizde onlar asla yanınızdan çekip gitmezler. Belki motosiklet tarzınız veya sırtınızdaki patch nedeniyle emsal bir motorcuyu gazlamış giderken görebilirsiniz ama hayatın içerisinde, tam ortasında kısıtlı imkânlarla çalışan bu insanlar emin olun sizi hiçbir zaman yalnız bırakmazlar. O, birbirine yardım eden kuryeleri gördüğünüzde sanmayın ki hepsi iş arkadaşı ya da telefonla yardım istediği kankası. Onlar çoğunlukla sadece trafikte karşılaşan aynı yolun yolcusu.
Böbürlenmeyin, havalanmayın ve sosyal statünüzün sonucu olan büyük hacimli motorunuzla sınıf atladık sanmayın.
Siz motorcuysanız bilin ki onlar da bu işin astronotu. Benim gibi onları sever misiniz bilmem ama en azından saygı duyun derim. Emniyet şeridinde kös kös beklerken bir gün yanınızda o duracak çünkü.
Rauf Gerz
Motoron – Ocak 2009

Muhteşem bir yazıymış. Yazmış olan Rauf Bey’in eline sağlık, ve burada yayınladığınız için de teşekkürler.
Aldığım ilk motorla cadde de 1. vitesle giderken, “bir sorun mu var kardeş” deyip ilgilenen. Düştüğüm zaman nereden çıktıklarını bile fark etmediğim motorumu kaldırmama yardım edenler hep kuryeler ve yemek siparişi götüren motorcular oldu. Hal böyle olunca intihara meyilli olarak gördüğüm bu insanlara sempati duymaya başladım. Düşmüş bir kurye görünce yola dağılan eşyalarını toplamaya yardım ettim, sıkışık trafikte bulduğum boşlukları ben onlara onlar bana gösterdi. Trafikteki otomobil kullanıcılarının aksine motor kullanıcılarının arasında farklı bir bağ oluştuğunu gözlemledim ve bu faydalı bir bağ, birbirlerine ve çevrelerine düşman gibi davranan otomobil kullanıcılarının yaşamadığı bir bağ.
Yorum Yazmak ister misin ?
Istanbul Hava Durumu
Istanbul Trafik Kameralari
Goruntulemek istediginiz noktada ki balona tiklayiniz.Eğitim »
T.M.F.’DEN ÜCRETSİZ MOTOSİKLET TEMEL EĞİTİM KAMPI
Türkiye Motosiklet Federasyonu; motosiklet sporunun geniş kitlelere ulaştırılması, sevdirilmesi, ve Atatürk’ün ünlü vecizesindeki gibi zeki, çevik ve ahlaklı sporcuların ve geleceğin şampiyonlarının yetiştirilmesi için 05 – 12 yaş grubundaki gençlerimize yönelik ücretsiz …
Giyim-Kuşam »
GIVI TW03 Su Geçirmez Sırt Çantası
Motosiklet aksesuarları üreticisi Givi ürün yelpazesine, yağışlı havalarda ıslanma korkusu olmadan herhangi bir eşya taşımak için yumuşak, rahat ve % 100 su geçirmez TW03 sırt çantasını da ekledi.
Givi, yeni sırt çantasını 8-13 Kasım tarihlerinde …
Konsept »
Özel Yapım Yamaha Virago XV750
Tasarımını Greg Hageman ‘ ın yaptığı 1982 Model Yamaha XV750 ..
Motor kısmına hiç dokunulmamış bu Viragoda ; Hitachi karbüratör , K & N filtreler kullanılmış..Bridgestone lastikler ve siyah mat metaller kullanılmış….
Farklı bir Tasarımdaki Virago…
Kaynak : …
Teknik Mevzular »
motoLAB | Motosiklet Servisi Açılıyoor…..
” Motosiklet Servisi ” anlayışına farklı bir bakış açısı getiren motoLAB , hobilerini hizmete dönüştüren 3 kafadarın girişimiyle 1 Mayıs 2010 tarihinde açılıyor……
motoLAB Kimdir ?
motoLAB hobilerini hizmete dönüştüren 3 kafadarın girişimidir.
Her motorcunun dertlerini çok iyi …