2012 Modeller

2012 Modeller hakkında teknik dökumanlar, fotoğraflar, testler, incelemeler, öneriler, görüşler…

Aksesuarlar

Motosiklet için tüm akesuar tanıtımları, incelemeler, teknik bilgiler, fiyatlar….

Bakım-Onarım

Motosikletlerimiz de bakım ve ilgi ister. Teknik yada Görsel Bakımlar, değişim, tamirat vb.

Eğitim

Motosiklet eğitimi için makaleler, ipuçları, sürüş teknikleri, ilk yardım vb. konular

MotorSporları

MotoGP, SuperBike, TMF Yarışları, Mahalli Yarışlar, haberler, sonuçlar hakkında bilgiler

Ana Sayfa » Genel, Gezi, Haber verelim dedik

Çileli ama Keyifli Bir Gezi…….

Bu yazı toplamda 1.705 kez, bugün ise 1 kez okunmuştur.
Gönderen: Tarih: Çarşamba, 14 Nisan 20102 Yorum

DSC_9479

Suriye – Ürdün : Toplam  2775 km. süren bir yol hikayesi…..

( 31 Mart 2010 )

        Plana başlarken 3-5 motor arasında katılım bekliyorduk doğrusu.. ilgi çok daha fazlaydı ama tabiri caiz ise tarihi doğru planlayamadık ama başka seçenegimizde yoktu. sıcaklar çok başlamadan çıkmamız gerekiyordu. Nitekim nisan 15′ten sonra yapılacak her ortadoğu gezisi kabusa dönüşebilir.

        Benim ortadoğu ile ilgili bilgi birikimin ve tecrübem fena değil uzun süre israil’de yaşadığım ve oradan ürdün’e birkaç kez geçtiğim icin ama suriyeyi ve lubnan’ı hiç bilmiyordum ve görmeyi çok istiyordum doğrusu.

    iki sorunumuz vardı.. bu planı ortaya atan ben ve ali ekber idik ve 1 yıl önce aldığım motorumu hala üzerime alamamış idim, motorun sahibi sevgili dostum serhat son derece ihmalkardır ve hala banka rehinini kaldırtmadığını son anda söylemişti ve vekaleten bu işin yapılabilmesi bile genelde 1 haftalık bir süreçti. ikincisi ise ali ekber’in babasının hastanede yoğun bakıma kaldırılmış olması idi.. geziye iki gün kala cok degerli eşi Günay’da programa dahil olmak isteyince ve ama pasaport’u olmayınca ucuncu bir problemimiz olduu son gün aliekber’in babası taburcu oldu ama benim satış işlemim için bu sefer trafikten alınması gereken yazıyı alamıyoruz ve motoru üzerime yetiştirme şansım kalmadı. günlerden 30 mart salı saat 16:30 ve hareket planımız 31 mart çrş sabah 05:00 idi. Geriye son çare vekaletname ile motoru yurtdışına çıkarmam kaldığı için ultraseri bir vekaletname çıkartılıp uçak kargo ile (hayat kurtarıcı) nereye gönderilecegini hesap etmeye başladık. ali ekber’in bu konudaki tecrübesi çok işe yaradı ve antep’e 7:30′da ucak gelecegi oysa hareket noktamız olan malatyaya 10:00′da uçak oldugunu oğrenince yolumuz üzerindeki antep havaalanına vekaletname’yi yollattık ve büyük bir krizi şimdilik atlattık. çünkü araplara başkasının adına bir motor ile geçiş konusunu ne kadar noter yazınız ve triptiğiniz olsada anlatmanız hiç kolay degildir.

Günay’ında pasaport’u yetişti ve işte gezi başlıyor………
 

Plan net: Antep Öncüpınarı’ndan suriye, ürdün, dönüşte tekrar suriye oradan lübnan tekrar kuzey kapısından suriye ve hatay Cilvegözü’nden girerek antakya üzeri malatyaya dönmek. bakalım ne kadar tutturabileceğiz

31 mart çarşamba saat 05:15 gibi bir gün önce yüklediğimiz motorları mızı almak ve yola biran önce cıkmak icin Ali ekber’in dükkanın önünde buluştuk (lider motorsiklet). bu yolculukta en büyük şansım zaten ali ekber gibi bir motor ustadı ve ustası ile yola çıkmak. Nede olsa motora geçen sene sevgili kardeşim Bülent sayesinde başladım, sevgili Engin Balaban ve Namık Kutlu’dan GIST eğitimi aldım bol bol kısa yol antremanları yaptım ama ilk uzun yol deneyimim olacaktı.

 

km göstergem 19491′de.. iyi çıkmamış ne yazık ki

Çok soğuk havada km.leri kaydediyoruz, ben güneye gidecegimiz için yazlık montumu alıyorum ama ilk 100km.nin ne kadar soğuk olabilecegini tahmin ettiğim için içlik ve polar giyiyorum buna rağmen daha 60.km. de öyle üşüyoruz ki Sürgü’de Ali dayı’nın yerinde ilk molamızı veriyoruz.. Sağolsunlar hemen soba’yı yakıyorlar ve tabii orada durulupta harika kahvaltısından yapmamak olmaz , vaktimiz var Antep’ten uçak karşılayacağız yolun burdan sonrasında sorun yaşamadan ama üşümeye devam ederek Erkeneği ve tüneli geçiyoruz buradan sonra iklim çok hızlı değişiyor ve üşüme faslımız hemen hemen bitiyor (Günay’ın ısındığını görmek mümkün değil tabii).

Antep’ten sonra Kilis’te aliekber’in motorunun sigortasını yaptırıyoruz ve sonra Öncüpınarı gümrük girişinde triptik yaptırıyoruz, bize birer adet ortadoğu haritası hediye ediyorlar ilaç gibi geliyor tabii.

Türkiye tarafında işler şıkır şıkır işlerken vize almadan girdiğimiz suriye tarafında darmadağın kulubelerin birinden diğerine habire gidiş geliş yaparak toplam 1 saatten fazla süre uğraşıyoruz ve sonunda zar zor suriye Ezaz kentine geçiş yapıyoruz. buradan oyalanmadan yarım saatte Halep(Aleppo)’e varıyoruz. buraya kadar trafik açık, yol harika değil ama kötüde sayılmaz doğrusu. halep’te yol tabelaları iyi yönlendiriyor hiç yol bilmeden halep kalesine kadar gidiyoruz (ingilizce bilmeyenler için citadel yazısını takip etmek gerekiyor).

Depolarınız olabildiğince boş geçin sınırı hemen çıkışta benzinlik var. Keyifler  Türkiye’nin  üçte - bir fiyatına depo doluyor…..

Yol levhası  Halepten sonra Şam’ı gösteriyor. yeterince levha var,Ezaz çıkışı:

Kalede kahvaltı için hazırladığım sandviçleri yiyoruz.

 
Hama ve Homs ‘u  transit geçip Şam’a geliyoruz. Şuriye’ye girdiğimizden beri dikkat çeken şeyler şunlar: yollar gayet güzel ve hiç radar yoktu. insanlar büyük motorlara inanılmaz ilgi gösteriyor oysa küçük motorsikler çok.
Halep’in şehir içi trafiği klasik ortadoğu karmaşası ama trafik sıkışıklığı var denemez; düzen ve kural yok. ancak insanların motorsikletli ezmeye çalışmak, onları yoldan atmaya çalışmak gibi davranışları yok. Şaşırıyor insan kendinin de bir taşıt olduğunu görünce ve hissedince. Suriye’lilerinde Mısırlılar gibi inanılmaz bir korna merakı var ama yolda sol şeriti cok cabuk boşaltıyorlar. Akşam saat 08:00 gibi Şam’a vardık. Ali Ekber’in motoru Şam’ın (Damascus) trafiğinde su kaynatınca fan’ın devreye girmediğini keşfettik (Partnerim aynı zamanda motor tamir ustası ya herşeyi çözüyor normalde sınırda kahvaltı için ve sigorta için oyalanmasaydı planımız amman’da gecelemek ve Ebu bekir restoranın harika yemeklerini yemekti ama olmadı. Bu nedenlede otel ayarlamamış olduğumuz şam’da daha çokda motorların güvenliğini düşünerek park yeri olan bir otel aramaya başladık.. ilk girdiğimiz otelde bizi teraslardan ve sıcak su panellerinin aralarından geçirip bir odaya sokmak istediler ama kapıyı açtıklarında kaçışan hamamböceklerini rahatsız etmek bize göre değildi; adam bunu anlamadı, bizde böyle bir anlayış beklemedik.

Şansımız otelden yana iyi gitmedi ama motorlar açısından super guvenli biryer bulduk. başbakanlık sokağında yolun trafige kapatıldığı yerde girişi olan bir otel bulduk ve motorları oraya aldılar. Etrafta 10 polis, sabaha kadar nöbet tutuyordu ve bir sürü de sivil olduklarını düşünenler vardı 

 

 

 

 

 

Her 150-200 km.de benzin alınız. mümkün olduğunca buna dikkat ettik. sağolsunlar kahve ikramları süper, ha tabii her müşteriye aynı bardağı yıkamadan ikram ettiklerini Günay bilmiyordu içerken ki bizden sonra içmiş olmak bile yeterince rahatsız edici idi )) Bunu her hatırladığında….

 

 
 

 

 

 

 

 

 

Al Khawali (Eski Şam Evi) Restoran sanırım diğer adı masa restorant.Birkaç yere sorduktan sonra karşımıza tüm suriyede normal olduğunu anladığımız türkçe bilen biri bizi kapalı çarşı içinde bir restorant’a yönlendirdi. Tek kelime ile süper bir mekan. fiyatlar kişi başı suriye için bile yüksek sayılabilecek 15-20 TL tuttu ama yedigimiz herşeyden çok keyif ve lezzet aldık doğrusu. çıkışta öğrendikki Şam’ın en önemli restorantlarından biriymiş ve Emine Erdoğan’da oradan yemek yemiş (fotografları bile var) tabii bu biraz keyfimizi kaçırdı ama sorunda degil.

 

restoran kısmı girişi kadar ihtişamlı değil ama yemekleri öyle

 

Şam’da yapılmazsa olmazlar listesindeki meşhur arap dondurmacısı Bakdash’a gidip dondurma yedik.. Siz tatmayın bence.. Çocukluğumuz hani sulu buzlu dondurmaları vardır ya, onun bir gömlek üstü başkada birşey değildi bizce.. birimiz değil üçümüzde hiç sevmedik. belkide bizler malatyada Abdullah ustada yada mado’da kaliteli dondurma yemeğe çok alıştık ama istanbul moda’da yada herhangi bir sutişte sarayda vs yiyeceginiz her dondurma inanın çok daha kaliteli ve lezzetlidir bize göre.
şam çarşısı kapandıktan sonra
sonra Emevi camii’nin muhteşem görüntülerini ve bizans kalıntılarını fotoğrafladık
 
 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

2. gün hedef direk Petra. Ürdün’e gitmek icin vakit kaybı olmasın diye tum endurocu ruhumuza ragmen M1 no.luu otobandan devam ediyoruz Jaber sınır kapısını kullanarak Ürdun’e geçiş yaptık. Ama sizlere Ramtha
sınır kapısından ve Jarash yolunu kullanmanızı tavsiye ederim. Çok daha keyifli bir yol ama daha uzun sürüyor tabii. Sınırda yine en az 1.30 saati gözden çıkarmanız lazım.. Amman’ı daha önceden de bildiğim
için fazla vakit kaybetmeden demir atlarımızı petra’ya çeviriyoruz. Ürdün’de dikkat cekici olan şey Suriye’nin tersine korna yok gibi birşey ama buradada arabaları hep sağlamak zorunda kalıyorsunuz cünkü
sol şeritte araba kullanmayı çok seviyorlar. Sizin vaktiniz olursa mutlaka ebu bekir’de yemek yemelisiniz. Petra’ya gitmek içinde iki yol var. Birincisi yine otobandan 200 km kadar gittikten sonra Petra
tabelasını takip ederek sağa yol ayrımından 54 km.lik yol ve harika asfalt ve devamında virajlar var. Diğeri ise king’s highway diye geçen dağ taş ve manzara açısından çok daha güzel bir rota. Bunun için Naour
istikametini seçmeniz gerekiyor ama yol kalitesi daha kötü.

 

 

 

çay kahve molası.. ısınmak için kullandıkları köşedeki aleti anten diye işlettim Günay’ı yazmadan edemeyeceğim. Tabii tüpün ne için olduğunu sordu )))

 

 

 

 

 

 

Petra’nın ziyaret saatini kaçırmamam için hızlı yol alıyoruz ve 16:00 sularında petra’ya varıyoruz. Neyseki akşam 20:00′ye kadar ziyaret varmış buda hızlı bir tur için idare eder bir süre. yoksa buraya tam gün ayırmak
lazım. Giriş oldukça pahalı ve size zorla Siq girişine kadar ata biniş biletide iteliyorlar. almama şansınız yok  hemde 12 jd giriş ise 21jd. Deli oluyor insan. inadına bindik atlara ki hala para istiyorlar ama dönüp arkanızı gidiyorsunuz. Şehrin kuruluş hikayesi israil’deki Jericho kadar eskidir ve 9000 bin yıl öncesine dayanır ve kuruluşunda Nabeteanlar tarafında kayaların oyularak yapılmış evler mezarlar ve muhteşem Khazne yani hazine’den oluşur. Zamanında afrika ile asya arasındaki en önemli su ve ticaret yuvası olan bu şehir Wadi Mousa’dadır. Daha sonra bizanslıların ele geçirdiği şehir nasıl olduğu pek anlaşılamamış bir şekilde kaybolmuştur tarihten. ancak 100 yıl kadar önce bir kaşif tesadüfen yöre halkının ”lost city” söylentileri üzerine yörede dolaşırken girdiği bir tünelin sonunda tesadüfen şehri keşfetmiştir. 1984′e kadar ise hala kaya evleri bedevilerce kullanılıyordu oysaki ) Petra’nın büyüleyici fotoları ile bırakayım sizi…
 
 

İnadına bindik atlara. parasını vemedik mi kardeşim.yinede sizden bahşiş isteyecekler yüz vermeyin.

 

 
 
 

haklılar.. benim 3. gelişim hala hayranlıkla seyrediyorsam ilk gelişinde bir insanın bu seyri öyle doğal ki.. en az 10 dk. böyle kaldılar inanın

 

 

 

 

 

 

 
 
 
 

 

 

 

 

 

 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Petra’dan hedefimiz ve rotamız Wadi rum, dünyanın en güzel vadilerinden biri olan, tarihi açıdan Sir Lawrence’ın arapları kışkırtma hareketini başlattığı ve aynı zamanda saklandığı yer olan bu
doğa harikası çöl vadi karışımı yerde gece yıldızları seyretmek ve gün batışı seyretmek olağanüstü bir tecrübedir. petra’dan wadi rum icin geldiğimiz rotadan değil aqabe tarafına daha kestirme yaklaşık 80
km.lik harika virajları olan bir yoldan ulaşılıyor. wadi rum anayoldan 15 km. içeride. Gün batışını kaçırdık, gecede ay vardı şansımıza  ama gün doğuşu ve çölde yol motorlarımızla off road tecrübesi için bile değdi. Ne yazık ki Sevgili Ali ve Günay çadırlarının altına mat almadıkları için sabaha kadar donmuşlar ama ben dışarıda uyku tulumumda gayet iyiydim .

Wadi rum yolu

 
 
 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

 Rotamız ve ana planımız kızıldeniz. Urdun’ün en güneyi olan ve tek kızıldeniz kıyısı olan aqabe wadi rum’dan 45 km kadar bir mesafe ve girişinde harika virajlar var asfalt kaliteside cok yuksek. Akşam şehrin batısındaki al zatari otelde kaldık. kendi kapalı garajları var ve şehir merkezindekilerden odaları birazcık daha kaliteli yinede çok beklentiniz olmasın. Otelcilikte ülkemiz, mısır ve uzak doğu otellerinin üzerine yok gibi birşey.

  

 
Dalış klubü konusunda seçenek çok ama kaliteli bir dalış klubü istiyorsanız iki tane: biri royal diving club, aqabe’nin suudi arabistan tarafında şehirden 5 km. kadar uzakta yer alan ürdün sosyetesinin tercihi bir klup. doğal olarak fiyatlarıda öyle. yada daha mantıklı olan şehir merkezinde Dive Aqaba adlı klüp, tekne dalış imkanı olan tek ekip bunlar. biz tekneyi 5 dk. ile kaçırdığımız için Aqaba International Dive Center’de dalış yaptık, onlarda sempatik ve iyi niyetli cocuklar ama malzeme kaliteleri berbat

 

 
Aqabe Ürdün’den tamamen farklı bir sahil kasabası; yinede buram buram arap kültürü kokuyor elbette. Çaprazında israil’in Eilat kasabası ihtişamı ile gıpta ettiriyor, karşısı ise Mısır’ın taba yöresi. Yöre diyorum
cünkü ilk Taba’ya gittiğimde dogal olarak bir şehir kasaba köy aradık ama koy koy yerleşmiş bir kaç otel dışında biryer bulamayınca sorduk ve öğrendikki taba diye bir yer yok bir bölge var Aqabe’nin güneyinde dalış yaparsanız aynı anda solunuzda suudi arabistan’ı, karşınızda Mısır’ı sağınızda israil’i ve arkanızda Ürdün’ü görüyorsunuzki dünyada böyle biryer daha yok.
iki dalış yaptık ikiside cok başarılıydı, ilki 7 sisters denilen cok başarılı bir mercan yatağı ikincisi ise wreck denilen adı üstünde 1982de lübnan’a ait bir savaş gemisi.. mutlaka görülmesi gereken güzel bir dalış rotası. ayrıca daha önceki tecrübelerimden, japanese garden ve arabic border’da dalınması gereken yerlerden.

 
Dalış sahilinde dalıcılara ait bölgeler ürdünlü ailelerce genelde istila ediliyor ve bizim bölgeyi istila eden ailenin mangal keyfi ücümüzüde dehşete düşürdü doğrusu, yaklaşık 2 kilo kuyruk yağını akşama kadar pişirip pişirip yediler ve akşam artanlarıda tekrar evlerine götürdüler (siyah poşet) .. biz ölürler heran diye hazırolda bekledik ama valla kalkıp gittiler ve akşama kadar karı koca aralarında tek cümle konuşmadan iletişim kurdular süperdi

 
Akşam Hayat Zaman restorant’ta harika bir yemek yiyoruz. Balık güveçlerini şiddetle öneririm. ürdünde ne yazık ki humus kalitesi cok kotu ürdün’e göre ama yemekleri fena değil doğrusu. Çok hoş bir corba ikram ediyorlar ve güveçleri öyle büyük ki bence meze söyleyecekseniz iki kişiye ancak bir yemek söyleyin. Bu arada Aqaba’nin en meşhur lokantası Ali Baba’dır ve hınca hınç doludur ama orada iki kere yemek yedim ikiside fiyasko idi doğrusu. o nedenle ben tavsiye etmiyorum. Adamlar fazlası ile müşteriye doymuşlar
Sabah yolumuz çok uzun;plan: Aqaba’den bu sefer ölü deniz yolundan Amman’a gidip orada ebu bekir’de yemek yemek, oradan şam’a geçmek ve oyalanmadan lübnan’a geçip beyrut’ta akşamlara akmak Yol alabildiğine çöl ve develer dışında hemen hemen yerleşim yok gibi birşey  yol tabelalarında motor vs yok çünkü çoğumuzun bildiği üzere ürdün’de motor kullanmak ve bulundurmak yasak. çok kücük bir azınlık gruba özerklik tanınmış bu konuda. nede olsa kral kendisi motorcu. Bu nedenle motorlar için trafik kuralları ve yasaklar belirlenmemiş. 137 ile girdiğimiz bir radar konuyu aşamayınca ”nice motor” diyip yol verdi bize  birde tüm radarlardan önce ”control speed” uyarısı var aklınızda olsun

 
bu tabela olayı bitiriyor. çöle giriyorsunuz demek yani yerleşim vs yok 
Bu tabelaya saatlerce güldük biz asfaltta top oynamak yasak, buradan sonra insan yok, viraj yok, araba ve ev hakgetire tarzı birşey

20 km geride kızıldenizi bıraktığımıza inanmak çok zor

yolda tek dikkat edeceginiz canlı bunlar asfalt kalitesi bir çöl için harika
çöl bitti ölü denize yaklaşıyoruz.. turfanda domates yedik. hımmmm

Ölü deniz başladı

ölü deniz bizim lut gölü dediğimiz oysa Ürdünlülerin ölü deniz (bugune kadar icerdiği suyun tuzluluk ve mineral yoğunluğu nedeniyle tek bir canlı organizmaya rastlanamış olmasından dolayı) yada israil’lileri (sahilin karşı tarafı) Tuz denizi dediği deniz seviyesinin 400 m altında yeralan bir göl. inanılmaz bir tuzluluk oranı var ve suya gözünüzü sokamıyorsunuz. mevsim itibariyla su ısısı 26-28 derece idi ama yazın bilirim ki 50-60 derecelere çıktığı olur.

En komiğide suya batamıyorsunuz, fotoğrafta vücudumuz ve ayaklarımız yere temas etmemektedir

mutlaka dikkat edilmesi gereken ve bizim yaptığımız hata şu: ölü deniz diye bir yerleşim yeri olduğunu düşünerek oradan benzin almayı planladık ve 180-190. km.lerdeki bir benzinliği es geçtik. sonra kücük bir köyden geçip sakin bir yerde ölü denizin sularına bıraktık kendimizi. sudan çıkınca aklımız başımıza geldi ve amman tarafından gelen bir arabaya o yönde benzinlik olup olmadığını sorduk ve acı gerçegi öğrendik. 400 km.deki tek benzinlik 25 km gerideydi ve ikimizinde ışıkları yanıyordu. hemen geri döndük ve depolarımızı doldurduk. fakat ilk defa ürdün’de doların geçmediği biryer olduğunu öğrendik tabii uzuuuun tartışmalardan sonra dolar ile ödememizi yaptık ve amman’a yola cıktık. fakat bu bize 1.5 saatlik bir gecikme olarak patladı ve biz açlıktan ölmek üzere olduğumuzdan bir semt bakkalında atıştırdık; biraz abarttığımız için ammanda yemek planımızda altüst oldu

Ali Ekber Araplara kolay adapte oldu 

 

ne yazık ki kıyıda deniz seviyesi ölçümü yapmayı unuttum ama lüks restoranımızın olduğu yer dahi – 290 m.

memlekete tuz getirmeye karar veriyoruz.. cidden, 1000 km taşıdık bunları

ölü denizin bitiminde ölü deniz ürünlerinin satıldığı güzel bir mekan var.. gerçekten eski tecrübemdir bu ürünler inanılmaz güzeldir. Boynumdakine gelinceee.. gülmek serbest. bir önceki durağımızda bu gergi lastiğini 10 dakika aradım ve artık kaybettim diye yola devam ettik ve 200 km sonra boynumda buldum

 
Ve işte onlaaaar. ürdün’de motor kullanma hakkına sahip özerk gruba denk geliyoruz.. özel escortlarıyla yolculuk yapan ekip bizi çok sevdi ve aralarına davet ettiler.

10 dk. kadar beraber yolculuk yaptık. kim bilir belki kral dahi aralarındaydı ama sonra bizim cruiser’cılarla ne işimiz olur diyip hızlandık tekrar

Amman’ı mecbur tekrar es geçiyoruz

Aynı prosedür yeniden başlıyor.. yolda bizi en çok yoran şey bu ama yeniden sigorta yaptırmak zorunda degiliz.. çünkü önceden yaptırdığımız 5 günlük sigorta devam ediyor

homs

Rotamızı beyrut’a geç kalmamak ve zaman kaybımızı telafi etmek adına direk beyrut yaptık. Bu sefer Suriye’ye Al Ramtha kapısından geçmekadına Jarash yolundan gittik. Harika bir yol ve daha sakin bir sınır kapısı ama yine 1.5 saate maloldu. Olsun kararlıyız. şamdan beyrut 1.5 saatlik yol. 1.5 saat sınırda kaybetsek bile tahminen gece 11.00 sularında beyrutta olacagımızı düşünüyoruz ve varıyoruz. lübnan tarafına geçişimiz 1 saat alıyor. şam lübnan sınırı arasındaki yol yine harika virajlara sahip ve keyifli bir yol. ama işte sınıra geldiğimiz anda kabus başlıyor. suriye tarafından geçtiğimiz gibi ilk karşımıza çıkan lübnanlı triptik kağıtlarımız yeterli bulmayıp ruhsatları istiyor; ruhtatı üç kere ters yüz ettikten ve doğru yönü tespit edemedikten sonra kızarıyor ve motorların benzinlimi olduğunu soruyor  ama tarzları cok aşağılayıcı.. sonra gümrük bölümüne geçiyoruz, bugüne kadar gördügüm tüm gümrüklerde yabancılar için ayrı banko varken burada bizi (yine ayrı banko olduğu halde) türk olduğumuzu öğrenince kendi vatandaşlarının sırasına alıyorlar. gece saat 24:00, biri doldurmamız için evrakları veriyor ve sonra bankoyu terk ediyor.. biz saf saf bekliyoruz gelecek diye bu arada yandaki banko’da biri var ve umurunda değiliz.. 20 dk. sonra soruyoruz arkadaşı ne zmn gelir diye ve cevap bile vermiyor; ücüncü kere sorunca ”meğer ingilizce bilmiyormuş o nedenle cevap vermiyormuş”, sıradakilerden ceviri yardımı alıyor vesonra gelmeyeceğini söylüyor. Sinirleniyoruz tabii ama belli etmeden ne yapacağımızı soruyoruz; kendi sırasının sonuna geçecegimizi söylüyor. Sabırla geçiyoruz; sıra bize gelince ingilizce bilmediği için içerden birini çağırıyor; tabii iyice geriliyoruz boşuna 1 saatimiz gidiyor. Yeni gelen görevlide sagolsun bize hakaret etmeye çalışınca ben daha fazla dayanamıyorum ve bende onları aşağılıyorum falan tabii gerginlik hat safhada bu sefer doldurdugumuz evrakları birinde karalama diğerinde el yazımı okuyamamayı bahane ederek geri fırlatıyor. Sabırla dolduruyoruz ve geri veriyoruz tabii yarım saat daha kaybediyoruz. işlemleri bitirişi vs derken saat oluyor 1:30. artık saldıracak yer arıyoruz derken birkaç ufak tefek işide hallediyoruz ve çıkıştaki polise pasaport kontrolune geliyoruz artık
lübnan’a girecegiz saat 02:00 ve eleman triptikleride görmek istiyor. bu garip ama gösteriyoruz, sigorta yaptırdınız mı diyor ama yanında birde sivil var. bizde kimsenin içerde bundan bahsetmedigini
söylüyoruz hemen sivil alıyor triptikleri olmaz oyle şey hemen halledelim diyor ve fırlıyor. Ve show başlıyor; yarım saat sonra elinde evraklar ve yanında biri daha geliyor ve motor başına 50şer
dolar istiyorlar. Lafı uzatmayalım bizim kopuşumuz burada başlıyor; tabii ki anlıyoruz neler döndüğünü ve şam’a geri dönüş kararı alıyoruz. Artık bu insanların ülkesini ziyaret etmek vs gibi bir
amacımız yok. tabii bu seferde sigortacı ile kapışıyoruz, iptal etmeyi kabul etmiyor 30 dolara kadar düşüyor fiyatı ama bizim Türklüğümüz ve gururumuz ağır basıyor ve dönüyoruz. oradaki görevlilere baskı yapmaya ve göz dağı vermeye çalışıyor sigortacı ama biz artık balataları sıyırmışız  kimseyi hiçbirşeyi dinlemiyoruz ve bağır çağır dönüyoruz. Tabii tüm işlemler yeniden başlıyor Suriye’ye giriş vs
işimiz bittiğinde saat 04:00 falandı.
Birşeylar atıştırıp Şam’a dönüyoruz; başlıyoruz otel aramaya sabahın 05:00 inde ama boş otel veya temiz otel bulamıyoruz birinci saatin sonunda ve onada sinirlenip
haydi memlekete diye yola cıkıyoruz. amaç yolda biryer bulup biraz kestirmek.. nede olsa bir gün once saat 10:00da cıktığımız yolculugumuzda hala uyanık ve hala motor üzerindeyiz ve toplamda 24
saat icinde 3 sınır giriş cıkışı yaptık ve son derece sinirli ve yorgunuz. bu şekilde motor kullanmak dogru degil. Motorların üzerine çıkınca tüm sinirimiz geçiyor çünkü tüm olumsuzluklara rağmen yolculuk
kısımları cok keyifli. Yaklaşık 45 dk yol aldıktan sonra güneş çıkıyor ve yeşilik biryerde uykuya geçiyoruz. bir saat kadar uyuduktan sonra birileri gelip askeriatış alanında uyudugumuzu söylüyorlar ,  sabah yorgunluğumuzu atıp halep’e devam ediyoruz 

Halep meydanı

Bu kısa uyku bile bize yetiyor. Allahtan Ali Ekber’de bende uykusuzluğa oldukça dayanıklıyız ama Günay hiç bizdende öte hiç uyumuyor. Tabii bunu birde meşhur arap kahvesine borçluyuz, içtiğinizin 15. dakikasında doping almış gibi açılıyor insanın gözleri. yolda çok hoş bir yol restorantından güzel bir kahvaltıdan sonra her saat başı mola vererek homs’ta kısa birgezi, hama derken amman’a geliyoruz. acıktık  Halep’te restorant bilmiyoruz ve asıl sorunumuz bu yolculukta Günay’ın vejeteryan olması nedeniyle onada uygun bir restorant bulabilmek.. Ali Ekber’in inanılmaz bir önsezi gücü var ve tüm yolculukta bunu gösteriyor.. Dil bilmeden yol bilmeden harita okumadan yinede kaybolmamayı ve doğru lokalizasyonlara ulaşmayı beceriyor herseferinde. yine öne geçiyor ve iki turdan sonra bir lokantanın önünde duruyor. biz günay’a da uygunmu ve TEMİZ Mİ diye araştrırken orada yaşayan birkaç türk arkadaşa rastlıyoruz ve bizi başka biryere götürmek istiyorlar ama orayı
beğenmiyoruz ve Ali Ekber’in bulduğu yere geri dönüyoruz.. Meğer o bölgede en populer ve lezzetli mekanlardan biriymiş. Adı AL SOFRAA. Macuka, humus, patlıcan kebap ve Günay için yolculukta yediğimiz en güzel salata ve falafel ısmarlıyoruz.

Ne gözümüzü ne Ali Ekber’i doyurmak kolay degil. Günay bile birşeyler yedi ki harika bir falafel’ci vardi restoranımıza yakın.

 

Macuka, dışı et içi et mantar peynir.. hımmmmm

Karnımız doyup kahverlerimizi içtikten sonra hedef Ezaz yolunu takip ederek sınıra gelmek. Ama öncesinde tabii ki onceki hatamızı tekrarlamıyoruz ve benzinlerimizi
ezaz’da sınır kapısına gelmeden 500 m. onceki benzinlikte full’luyoruz. kolayca sınırı geçip yarım saat daha uyuyoruz , bu bize doping gibi geliyor. Sonra radar korkusu başlıyor ki yolculugun
tum eziyetli taraflarına rağmen tek can sıkıcı kısmı bu oluyor Sıkıntısız bir yolculuktan sonra Sürgü’de Ali dayı’nın mekanında Türkiyede hiçbiryerde yiyemeceğiniz Balık pizzalarımızı yiyip son 50
km.yi son derece tedbirli ve dikkatli olarak katediyoruz.. Kazaların büyük oranda eve dönüş yolunda son 15-20 km.de olduğunu çok iyi biliyoruz ve buna riayet ediyoruz…
artık tek derdimiz biran önce evlere varmak. ezaz yolu sonra gümrük

türkiye’ye girer girmez tekrar yarım saat uyku molası

home sweet home Tekrar ekip arkadaşlarım sevgili Ali Ekber ve inanılmaz uyumlu eşi Günay’a buradan teşekkür ediyorum.. Onlarla her yola cıkılır.. herkese böyle uyumlu ve işi bilen ekip arkadaşları ile uzun yolculuklar dilerim

BU YOLCULUKTA
öğrendiklerim:
Lübnan’a gidilmemesi gerektiği, belki şovenist bir yaklaşım ama türkleri sevmeyen ve bunu gösteren bir ülkeye sırf güzel bir başkentleri var diye ziyaret etmemek lazım diye düşünüyorum. Eee nede olsa dünyada ermeni tasarısını ilk kabul eden ve ilk ermeni soykırım heykelini diken ülkeden bahsediyoruz virajlarda çıkışa bakarak motoru şeritte, doğru yerde tutmayı.
çölde asfalt motoru kullanmayı
yanlışlarım:

kısa sürede cok yer görmeye çalışmak eziyete dönüşebiliyor. Bundan
sonra eşli veya kalabalık ekip olan yolculuklarda günlük 300 max 400
km.lik yol alınan rotalar planlayacağım ”Bundan iyisinin şamda kayısı” olduğuna inanmış olmam. malatya kayısısının üzerine yok inanın motor seçimim… ne kadar motorumu çok sevsemde uzun yol için ne kadar
yorucu bir motor olduğunu gördüm. 140 üzeri süratlerde ise direksiyon
o kadar sertleşiyor ki reaksiyon süresini çok uzatıyor. eğer bu bir GS
olsaydı zaten o süratler çok konuşulmayacaktı belki ama CS bir asfalt
motorsikleti olunca insan daha fazla beklenti içinde oluyor.. ama
yakıt tüketimi konusunda harika, fazer’ın 1/3 daha az yakıyor. tabii
fazer’ın yuku benden daha fazlaydı ama normaldede bunu teyit etmiştim.
doğrularım ekip seçimim schubert C3. daha önce kullandığım shoei 200 km.den sonra inanılmaz baş ve boyun ağrısı yapardı. Fuardan aldığım C3′ümü ilk denememdi ve kullandığım en hafif açılır kask olmasının yanında en sessiz olması ve rüzgarı en hafif hissettirmeside cabası. üstelik güneş vizörüde
yanınıza kar kalıyor.
Revit Air mont.. uzun süre aradıktan sonra aldım ve cok keyifle kullandım.
Km. bilgileri:
Malatya Kilis 306
Öncüpınar – Halep arası 48 km
Halep – hama 125km
hama – homs(hims )45 km tadmur
homs-damascus 150 km
Şam amman 180km
Amman aqabe 320 km

veee maliyetler

triptiğiniz varmı bilemiyorum ama sayfa adetine ve yıllık yada 6 aylık oluşuna göre değişiyor triptik maliyetleri yaklaşık 180 TL civarında yanlış hatırlamıyorsam
Türkiyeden çıkış yaklaşık 20 TL
Suriyeye giriş sigorta dahil 50 dolar kadar ama ikinci üçüncü girişlerde bu yaklaşık 20-25 dolara düşüyor çünkü tekrar sigorta ödenmiyor. Tabii sigorta kağıdını kaybetmemek gerekiyor ve sigorta sürenizi gezi süresine ayarlayın. 3-5-7 günlük sigorta var.
Ürdün içinde ayrı sigorta gerekiyor. Yani her ülkeye ayrı sigorta L
Suriye çıkışında yine 5 dolar kadar bir para veriyorsunuz ve Ürdün’e geçişte ise zorunlu sigorta 25-30 TL civarında 5-7 günlük. Custom’a 40 vize icinde 20 TL gozden cıkarıyorsunuz.

 

 

” Dr. Cüneyt Özcan ” ( bmw f650 cs scarver )

 

 

2 Yorum »

  • Okan Burak demis ki:

    Tebrikler, hem anlatım hemde resimlerle oldukça keyifli bir yazı olmuş

  • halil ertan demis ki:

    süper bir gezi ve eğlenceli anlatım için çok teşekkür ederiz

Yorum Yazmak ister misin ?

Yorumlari RSS Okuyucunuz ile takip edebilirsiniz. RSS ile Takip etmek icin TIKLAYINIZ

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

Yazilarimiz E-Postaniza Gelsin

Ucretsiz Abone Olmak icin Lutfen E-Posta Adresinizi Giriniz:


Istanbul Hava Durumu